Türkiye denizlerinin en yetim kalmış denizidir Marmara denizi. Kimileri için girilmesi bile gereksiz, kimilerinin başka denizler varken aklına bile gelmez. Bana göre İstanbul'da yaşayıp Marmara denizinde dalış yapmamak, İstanbul'da yaşayıp boğazı görmeden yaşamak gibi. Oysaki yer denizin üzerinde olduğu kadar Marmara denizinin altında da tarih ve canlılık vardır. Şu anki hali biraz da ona sırtımızı döndüğümüz için değil mi?
Marmara denizi gün geçtikçe daha çok kirleniyor ve yok olmanın eşiğine geliyor. Eski günlerine döner mi bilmiyorum ama benim bu belgesel serisi ile amacım Marmara denizinde dalış yapan tüm dalgıçlarla röportaj ve su altı çekimleri yaparak Marmara denizinin içerisinde bulunduğu bu zor durumu insanlara anlatmak.
Bir zamanlar ona Propontis derlerdi; zamanla Marmaros oldu, bugün ise Marmara diyoruz. Yüzyıllar boyunca Marmara Denizi, kıyılarında yaşayan insanlara cömertçe kucak açtı; onları besledi, büyüttü, yaşamlarına bolluk ve bereket kattı. Sadece beslemekle kalmadı; doğal güzelliğiyle nice şairlere ilham oldu, kıyılarında sevdalar yaşandı, limanlarından bilinmez yolculuklara uğurladı insanları. İmparatorlukların başkentleri, onun etrafında yükseldi. Yükseldi, ancak biz bugünlerde ona sırt çevirdik. İki kıtayı birleştiren ailenin ihmal edilen çocuğu oldu. Türkiye denizlerinin belki de en sahipsiz bırakılmış denizidir Marmara. Kimine göre girilmeye bile değmez; kimine göre başka denizler varken akla bile gelmez. Bazıları ise onu vicdansızca kirletirken, arkasında bıraktığı izlere aldırış bile etmez.
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek için çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ederek, verileriniz diğer tüm kullanıcı verileriyle birlikte toplanacaktır.
.jpg/:/cr=t:27.27%25,l:0%25,w:100%25,h:45.45%25/rs=w:515,h:234,cg:true)